<?xml version="1.0"?>
<rss version="2.0"> 
  <channel>
<title>Kocaeli Gebze Darıca Çayırova Dilovası haberleri</title>
<link>https://gebzeilkhaber.com</link>
<description>Gebze haber, Darıca, Çayırova, Dilovası, Kocaeli, İzmit, Derince, Karamürsel, İlk Haberler. ekonomi, gebzecenter, tubitak, beylikbağı, #gebzeilkhaber</description>
<language>tr</language>
<copyright>https://gebzeilkhaber.com</copyright>
<image>
<title>https://gebzeilkhaber.com</title>
<url>
https://gebzeilkhaber.com/images/genel/AdsyzZtasarym.png
</url>
<link>https://gebzeilkhaber.com</link>
<width>315</width>
<height>90</height>
</image><item>
<title>Dava Adamı Olmak</title>
<description><![CDATA[<p>Siyaset, makam elde etme yarışı değil; millete hizmet etme sorumluluğudur. Ne yazık ki günümüzde birçok kişi siyaseti kişisel menfaatlerin aracı olarak görmekte, milletin beklentileri ise çoğu zaman ikinci plana atılmaktadır.</p>

<p>Merhum Muhsin Yazıcıoğlu’nun bize bıraktığı en büyük miras, şartlar ne olursa olsun doğruların yanında durabilmektir. Çünkü dava adamı olmak; rüzgâra göre yön değiştirmek değil, fırtınaya rağmen inandığı değerlerden vazgeçmemektir.</p>

<p>Bugün milletimiz ekonomik sıkıntılarla, gençlerimiz gelecek kaygısıyla mücadele etmektedir. Vatandaş artık kavga değil çözüm, slogan değil samimiyet görmek istemektedir. Siyasetin görevi de tam olarak budur; milletin derdiyle dertlenmek, çözüm üretmek ve hesap verebilir olmaktır.</p>

<p>Büyük Birlik hareketi, dün olduğu gibi bugün de milli ve manevi değerleri merkeze alan bir anlayışın temsilcisidir. Bizim ölçümüz makamlar değil, milletimizin duası ve güvenidir.</p>

<p>Türkiye’nin ihtiyacı daha çok kutuplaşma değil; daha çok adalet, daha çok liyakat ve daha çok samimiyettir. Çünkü güçlü devlet ancak güçlü milletle mümkündür.</p>

<p>Muhsin Başkan’ın dediği gibi; önemli olan uzun yaşamak değil, yaşadığı müddetçe doğru yaşayabilmektir. Bizler de bu anlayışla milletimize hizmet etmeye devam edeceğiz.</p>
]]></description>
<link>https://gebzeilkhaber.com/yazarlar//dava-adami-olmak/36/</link>
<pubDate>Sun, 12 Jul 2026 20:38:00 +0300</pubDate>
</item><item>
<title>Gebze'deki STK'lar Tribünde Var, Masada Yoklar!</title>
<description><![CDATA[<p>Geçtiğimiz günlerde Gebze'spor'un düzenlediği ve Gebze'deki Sivil Toplum Kuruluşları ve bazı kurumların davet edildiği toplantıya kimse katılmadı. Konu bir anda Gebze'nin gündemine oturdu ve her kesimden bu toplantıya davet edilip de gitmeyen kurumların kim olduğu sorgulanmaya başlandı. Ama Gebzespor bu konuda ketum davrandı ve gelmeyen kurumların isim listesini yayınlamadı. Bence iyi etmedi. Çünkü bu toplantıya gelmeyen STK yöneticilerinin hemen her Gebzespor maçına gidip protokolde oturup bedava maç seyrettikleri söylendi. Bu durumda Gebzespor maçında yalandan yere tribüne oynayanların kim olduğunu Gebze halkının bilmeye hekkı var. <br />
Gebzespor'un davet ettiği bazı STK'lar bırakın davete icabet etmeği, aynı gün ve aynı saate ayrıca kendileri program yaptılar. <span style="font-size: 13px;">Eğer bu bilinçli bir tercihse, bunun adı nezaketsizlikten öte, şehrin ortak değerine karşı duyarsızlıktır. Eğer tesadüfse de, bu kadar önemli bir davetin göz ardı edilmesi yine ciddi bir iletişim eksikliğini ortaya koymaktadır.</span></p>

<p class="isSelectedEnd">Gebzespor'un düzenlediği bu toplantı, sadece bir davet değildi. Bu şehir adına "Ben de varım" deme fırsatıydı. Ne yazık ki birçok sivil toplum kuruluşu bu fırsatı değerlendirmedi.</p>

<p class="isSelectedEnd"> Fotoğraf karelerinde görünmek, forma hediye almak, protokolde ağırlanmak söz konusu olduğunda kimsenin mazereti olmuyor. Ama iş kulübün geleceğini konuşmaya, sorunlarına ortak olmaya gelince ortada kimse kalmıyor.</p>

<p class="isSelectedEnd">İşte tam da bu yüzden, Gebzespor'un toplantıya katılmayanların isimlerini açıklaması gerekirdi. Çünkü bu konu artık kurumlarla kulüp arasındaki özel bir mesele olmaktan çıkmıştır. Gebzespor bu şehrin ortak değeridir. Ortak değere karşı gösterilen bu ilgisizlik de kamuoyunun bilmesi gereken bir durumdur.</p>

<p class="isSelectedEnd">Hiç kimse "Biz Gebzespor'un yanındayız" deme hakkını, sadece protokol tribününde oturarak elde edemez. Destek; alkışla, fotoğrafla ve sosyal medya paylaşımlarıyla değil, zor günlerde taşın altına elini koyarak gösterilir. Ama maalesef Gebze'deki STK yöneticilerinin hiçbirinin böyle bir derdi yok. </p>

<p class="isSelectedEnd">Sivil toplum kuruluşları, adları üzerinde, toplumun ortak meselelerine duyarlılık göstermek için vardır. Gebzespor da bu kentin en önemli ortak paydalarından biridir. Binlerce genci peşinden sürükleyen, kentin adını Türkiye'nin dört bir yanında temsil eden bir kulübün çağrısına sırt çevirmek, yalnızca yönetime değil, Gebze halkına karşı da yapılmış bir saygısızlıktır.</p>

<p class="isSelectedEnd">Bugün tribünde görünerek "Gebzespor sevdalısı" görüntüsü verenlerin, dün toplantıya neden gelmediğini Gebzeliler elbette sorgulayacaktır. Çünkü samimiyet, kameraların önünde değil; sorumluluk gerektiren masalarda belli olur.</p>

<p class="isSelectedEnd">Bu olayın ardından artık herkesin önünde iki seçenek var. Ya gerçekten Gebzespor'un yanında olduklarını gösterecekler ya da protokol tribünündeki koltuklarını sadece görünür olmak için kullandıkları yönündeki eleştirileri kabullenecekler.</p>

<p class="isSelectedEnd">Gebzespor bu şehrin markasıdır. Marka değerine sahip çıkmak ise sadece kulüp yöneticilerinin değil; belediyelerin, odaların, derneklerin, vakıfların, iş dünyasının ve bu şehir adına söz söyleyen herkesin ortak sorumluluğudur. Unutulmamalıdır ki, gerçek destekçi yalnızca galibiyetlerde alkışlayan değil; geleceği konuşmak için yapılan toplantılarda da en ön sırada yer alan kişidir. Maalesef Gebze'deki STK'larda böyle bir yönetici yokmuş ve sırf para vermemek için bu toplantıya katılmadıklarını da artık herkes biliyor. </p>
]]></description>
<link>https://gebzeilkhaber.com/yazarlar//gebze-deki-stk-lar-tribunde-var-masada-yoklar/35/</link>
<pubDate>Wed, 01 Jul 2026 00:03:00 +0300</pubDate>
</item><item>
<title>Mahalle bakkalı… </title>
<description><![CDATA[<p>Hepimizin hayatında iz bırakmış, çocukluğumuzun kokusunu taşıyan o küçük dükkân. Kapısını açtığınızda sizi karşılayan sıcak bir “Hoş geldin” sesi, raflarda dizili ürünlerden çok daha fazlasını anlatır. Bakkal, sadece alışveriş yapılan yer değildir; aynı zamanda mahallenin hafızasıdır.</p>

<p>Çocuğunuzun harçlığını hatırlayan, yaşlı komşunun hangi ekmeği sevdiğini bilen, ihtiyaç olduğunda deftere veresiye yazan kişidir bakkal. Onun defteri sadece borçları değil, aynı zamanda güveni ve dayanışmayı da kaydeder. Mahalle bakkalı, dükkânının önünde otururken mahallede olup biteni bilir; kimin hasta olduğunu, kimin düğün hazırlığında olduğunu, kimin iş aradığını… Yani bakkal, bir ticaret erbabı olmanın ötesinde, mahallenin kalbidir. Bu kültürün kökleri çok derinlere uzanır. Mahalle bakkalı, sevginin, hoşgörünün ve ahilik geleneğinin simgesidir. Ahilik, Selçuklu’dan Osmanlı’ya kadar devam eden, dürüstlüğü, kardeşliği ve dayanışmayı esas alan bir esnaf kültürüdür. Ahilikte amaç sadece ticaret yapmak değil; topluma hizmet etmek, ihtiyaç sahibine destek olmak, komşuya güven vermektir. Bugün mahalle bakkalı bu geleneğin yaşayan temsilcisidir.</p>
]]></description>
<link>https://gebzeilkhaber.com/yazarlar//mahalle-bakkali/34/</link>
<pubDate>Tue, 19 May 2026 00:40:00 +0300</pubDate>
</item><item>
<title>STK'lardan “Üyelere Özel İndirim Anlaşması” Masalları</title>
<description><![CDATA[<p>Son yıllarda birçok Sivil Toplum Kuruluşu, dernek, oda ve sendika adeta bir “indirim protokolü” yarışına girdi. Sosyal medya hesaplarında peş peşe paylaşımlar yapılıyor: “Üyelerimize özel yüzde 20 indirim!, “Dev anlaşma imzalandı!, Üyelerimize büyük avantaj!", a<span style="font-size: 13px;">ltına da birkaç fotoğraf, </span><span style="font-size: 13px;">Protokol imzası, </span><span style="font-size: 13px;">Tokalaşmalar, </span><span style="font-size: 13px;">Pozlar </span><span style="font-size: 13px;">Ve alkış emojileri…</span> Üzülerek söyleyeyim istisnasız hepsi yalan! Gerçekte hiçbir indirim falan yok. </p>

<p>Çünkü bugün birçok sözde “özel anlaşma”, gerçekte piyasada zaten herkese sunulan reklam kampanyalarının yeniden paketlenmiş halinden ibaret. Yani vatandaşın internette iki dakikalık araştırmayla ulaşabileceği fiyat, STK logosu yapıştırılarak “üyeye özel fırsat” diye servis ediliyor. Üye ise sanıyor ki kendisine büyük ayrıcalık sağlanmış. Oysa çoğu zaman ortada ne gerçek bir indirim var ne de ciddi bir kazanım.</p>

<p>Burada dikkat çekici olan şey şu: Bu protokoller çoğu zaman üyeye ekonomik katkı sağlamaktan çok, kurumların “faaliyet gösteriyoruz” algısı oluşturmasına yarıyor. Çünkü bazı STK’lar artık üyelerine çözüm üretmek yerine, fotoğraf üretmeye başladı. Bir düşünün üyenin aidatı artıyor ekonomik sıkıntıları büyüyor, mesleki sorunları çözülmüyor, ama kurum çıkıp bir kafe, bir hastane, bir sigorta şirketi, bir mağaza ya da bir özel okul ile protokol yapınca bunu “büyük hizmet” gibi sunuyor.</p>

<p>Üstelik çoğu anlaşmanın detayları da şeffaf değil: Gerçek piyasa fiyatı ne, üyeye verilen oran gerçekten avantaj mı, yoksa zaten herkese uygulanan kampanya mı, en önemlisi de hangi hizmetleri kapsıyor? </p>

<p>Aslında bu indirim diye sunulan markalar için tam anlamıyla düşük maliyetli reklam fırsatından başka birşey değil. Bu anlaşma ile markalar bir STK’nın binlerce kişilik veri tabanına erişiyor, logo ve reklam görselleri yüzlerce WhatsApp grubunda paylaşılıyor, sosyal medya hesaplarında ücretsiz tanıtımı yapılıyor ve medyada haber diye yer alıyor. </p>

<p>Ve siz buna karşılık bazen gerçekte hiçbir fedakârlıkta bulunmuyorsunuz.</p>

<p>Kazan-kazan gibi görünen bu düzende kaybeden kim oluyor?</p>

<p>Aidat ödeyen üye.</p>

<p>Çünkü ona “ayrıcalık” diye sunulan şeyin çoğu zaman piyasa gerçeğinde karşılığı yok.</p>

<p>Elbette tüm STK’ları aynı kefeye koymak haksızlık olur. Gerçekten üyelerine ciddi avantaj sağlayan, şeffaf çalışan ve samimi mücadele veren kurumlar da var. Ancak son dönemde “indirim protokolü” furyasının bir PR gösterisine dönüşmesi, sivil toplumun güvenilirliğine zarar vermeye başladı.</p>

<p>Sivil toplum kuruluşları tabela değil, güven kurumudur.</p>

<p>Ve güven; bol fotoğrafla değil, gerçek faydayla kazanılır.</p>

<p>Bugün insanların beklentisi göstermelik protokoller değil;<br />
gerçek mücadele, gerçek temsil ve gerçek kazanımdır.</p>

<p>Çünkü vatandaş artık sadece protokol fotoğrafına değil, cebindeki sonuca bakıyor.</p>
]]></description>
<link>https://gebzeilkhaber.com/yazarlar//stk-lardan-uyelere-ozel-indirim-anlasmasi-masallari/33/</link>
<pubDate>Mon, 18 May 2026 10:05:00 +0300</pubDate>
</item><item>
<title>KOLTUK PEŞİNDEKİ SİAD’LAR VE GTO SEÇİMLERİ</title>
<description><![CDATA[<p>Gebze Ticaret Odası (GTO) seçim kulisleri, Kurban Bayramı öncesinde adeta bir satranç tahtasına döndü. Sokaktaki esnaftan sanayiciye kadar herkesin gözü bu yarışta. Seçim trafiği hızlandıkça, ilçedeki Sanayici ve İş Adamları Dernekleri (SİAD) de masada kendilerine yer açma telaşına düştü. Ancak ortada acı bir gerçek var: Gebze’deki SİAD’ların (Birkaçı istisna)  tabelaları büyük, icraatları ise bomboş.</p>

<p>Gerçekten Gebze ekonomisine katma değer sağlayan, üyesi için gece gündüz çalışan birkaç saygın SİAD’ı bu durumdan ayrı tutuyoruz. Onların haklı ağırlığı başımızın üstüne. Bizim sözümüz, yılda bir kez bile Yönetim Kurulu toplantısı yapamayan, kendi üyesinin kapısını çalmayan "hayalet" derneklere. Üyesinin ne ürettiğinden, hangi sıkıntıları yaşadığından, hangi ekonomik darboğazdan geçtiğinden, aysonu çalışanlarının maaşını ödeyip ödeyemediğinden haberi olmayan bu yapılar, ne hikmetse GTO seçimleri yaklaşınca birden "siyaset dehası" kesiliverdi.</p>

<div align="center">
<hr align="center" size="2" width="100%" /></div>

<p><strong>Güç Oyunu mu, Blöf Yarışı mı?</strong></p>

<p>Bugünlerde hiçbir tabanı ve etkisi olmayan cılız derneklerin uyguladığı taktik tam bir şark kurnazlığı. Kendilerince bir güç odağı gibi görünmek için akılalmaz bir tiyatro oynuyorlar:</p>

<ul>
	<li>Asla desteklemeyecekleri bir başkan adayını dernek merkezine davet ediyorlar.</li>
	<li>Bu davet üzerinden diğer güçlü adaya el altından "Gözdağı" mesajı gönderiyorlar.</li>
	<li>"Eğer bana yönetimde ya da mecliste önemli bir yer vermezsen, karşı tarafa geçerim" şantajı yapıyorlar.</li>
</ul>

<p>Bu zavallı pazarlık yöntemi, Gebze’nin ticari vizyonuna yakışmıyor. Kendi iç düzenini kuramamış, üyesine faydası dokunmamış yapıların, koskoca Gebze Ticaret Odası’nın yönetimini şekillendirmeye çalışması trajikomik bir tiyatrodan ibarettir. Bu tarz girişimleri eskiden GTO'da başkanlık yapmış olan İbrahim Başaran ve Nail Çiler yemedi. Bu dernekçilik oynayan başkancıklara bırakın yönetimde, komitede bile yer vermediler. Şu anda aday olanların da aynı yöntemi kullanacaklarından eminim. Ki zaten bu başkancıklar zaten kendi komitelerinden bile seçilemiyorlar. Açıkcası çok dar bir çevrede "Başkanım" moduna kapılanlar kendi meslektaşları tarafından sevilmedikleri için seçilemiyorlar. </p>

<div align="center">
<hr align="center" size="2" width="100%" /></div>

<p><strong>Aslantaş ve Şerifalioğlu Buna Geçit Vermez</strong></p>

<p>Neyse ki, Gebze iş dünyası bu ucuz siyasi manevraları yutacak kadar toy değil. GTO Başkan adayları Abdurrahman Aslantaş da, Oğuz Şerifalioğlu da bu ilçenin dinamiklerini çok iyi biliyor. Kulislere yansıyan net bir durum var: İki aday da bu boş tehditlere ve içi boş blöflere prim vermiyor. Bu tarz "ayrıcalık" isteyenlere: "Öncelikle kendi komitenizden seçilin" gibi en doğru yanıtı veriyorlar. </p>

<p>GTO gibi milyarlarca liralık ticaret hacmini yöneten, binlerce üyesi olan bir kuruma "tabela derneklerinin" dayatmasıyla adam yazılamaz. Seçimler; liyakat, emek ve gerçek temsil gücüyle kazanılır. Kendi kongresini bile zor yapan derneklerin başkanları, GTO üzerinden kendilerine koltuk devşirme rüyasından uyanmalıdır. Gebze ticaretinin geleceği, kişisel ikbal peşinde koşanların değil; bu kente gerçekten değer katanların elinde şekillenecektir.</p>

<p> </p>
]]></description>
<link>https://gebzeilkhaber.com/yazarlar//koltuk-pesindeki-siad-lar-ve-gto-secimleri/32/</link>
<pubDate>Tue, 12 May 2026 00:50:00 +0300</pubDate>
</item><item>
<title>İran/ İsrail + ABD savaşının Kazanımları- Kaybettirdikleri</title>
<description><![CDATA[<p>*28 Şubat 2026 tarihinde başlayan ***</p>

<p>Yahudiler bulundukları topraklarda O bölgede yaşayan insanlar arasında nifak çıkardıkları, bozgunculuk yaptıkları için Kuzey- Güney Amerika’dan, Afrika’dan, Rusya’dan, son olarak ta Avrupa’dan göçe zorlandılar, kovuldular. Eski Osmanlı toprağı olan Filistin’e yerleştirildiği günden bugünedek Ortadoğuda bulunan Müslümanların farkındalıklarını, fay hatlarını çok iyi kullanarak Hristiyan âleminin desteği ile oluşturduğu dip dalgayı arkasına da alarak bölge insanının topraklarını işgal, gasp ederek sürekli genişledi. Bir tür Osmanlı devletinin ilk kurulduğu dönemde Bizans’a karşı yürüttüğü ‘’’ CİHAT/ GAZA’’ politikasına dini ritüeller ekleyerek daha da genişlemeye çalışmaktadır.<br />
SAVAŞIN GLOBAL DÜNYAYA KAZANIMLARI:</p>

<p>****Son Venezüella/ABD kapışmasında Devlet başkanları Maduro, Halkını aç bırakıp, Onların sağlık, eğitim, ulaşım… Dertleriyle ilgilenmedi. Venezuela la halkı/ devlet erki savaşta Maduroya sahip çıkmadı. Türkçe mealiyle adı gibi madara oldu.<br />
**** İran/ İsrail + ABD savaşında savaş sadece fakir, gariban İranlılara dokunmadı. Beyaz İranlıların ( tepedeki zengin mollalara), İsrail’de ise sıradan memur, esnaf. İsraillilere dokunmadı. Beyaz İsraillilere ( zengin- Siyonist ultra Ortodokslara ) dokunur oldu. <br />
**** Nato da ileride telafisi mümkün olmayacak çok derin çatlaklar meydana geldi. Nato ( haçlı ordusu) dağılmanın eşiğinde<br />
SONUÇ: Savaşlarda önce asillerin, zenginlerin ölmesi savaşların çıkmasını bitirmese de öteler.<br />
SAVAŞIN GLOBAL DÜNYAYA KAYBETTİRDİKLERİ:</p>

<p>***** Savaşın kaybettirdikleri İnsan/ İnsanlık onuru, hakları ayaklar altında.<br />
SONUÇ: 18 Mart 1915 Büyük önder, Türk milletinin ebedi tek lideri Mustafa Kemal ATATÜRK ve silah arkadaşları Mehmetçik/ Türk halkı Dünya harp tarihine kanıyla canıyla, varıyla, yokuyla şunu yazdı **** Çanakkale geçilmez*** Anadolu Türk Yurdudur. İranlılar atalarımızın bir asır önce kâfirlere gösterdiği kahramanlığı Abd+ İsrail le * Süveyş kanalı* geçilmez odluğunu göstermelidirler. Süveyş kanalına bizim Çanakkale geçilmez anıtımızın bir benzerini dikmelidirler. Böylelikle bin yıllık haçlı seferleri son bulur. İslam birliği sağlanmış olur.</p>
]]></description>
<link>https://gebzeilkhaber.com/yazarlar//iran-israil-abd-savasinin-kazanimlari-kaybettirdikleri/31/</link>
<pubDate>Fri, 20 Mar 2026 00:45:00 +0300</pubDate>
</item><item>
<title>AB Kotalarının Türk Çelik Sektörüne Zincirleme Etkisi: Hacimden Likidite Riskine</title>
<description><![CDATA[<p data-end="412" data-start="87">Avrupa Birliği’nin çelik ithalatına yönelik kota uygulamaları ilk bakışta teknik bir dış ticaret düzenlemesi gibi görünebilir. Oysa mesele, yalnızca ihracat rakamlarının bir miktar gerilemesinden ibaret değil. Konunun perde arkasında, Türk çelik sektörünü doğrudan etkileyen çok katmanlı ve zincirleme bir ekonomik dalga var.</p>

<p data-end="830" data-start="414">Kota limitleri dolduğunda devreye giren ek vergiler, Türk çeliğinin Avrupa pazarındaki fiyat avantajını ortadan kaldırıyor. Rekabet gücü zayıflayan ihracatçı, doğal olarak alternatif pazarlara yöneliyor. Ancak burada da başka bir sorun başlıyor: Aynı refleksi gösteren diğer ülkelerle birlikte bu pazarlarda arz bir anda artıyor. Arzın arttığı yerde fiyat geriliyor. Fiyatın gerilediği yerde ise kâr marjı inceliyor.</p>

<p data-end="1195" data-start="832">Bugün çelik sektörünün karşı karşıya olduğu tablo tam da bu. Küresel ölçekte zaten zayıf seyreden talep, enerji ve finansman maliyetlerindeki yüksek seyrin üzerine eklenince, fiyatlardaki her düşüş firmaların bilançosunda ciddi tahribat oluşturuyor. Marjların birkaç puan erimesi bile, tonajla çalışan bir sektörde milyonlarca dolarlık kayıp anlamına gelebiliyor.</p>

<p data-end="1229" data-start="1197">Ancak asıl tehlike burada değil.</p>

<p data-end="1623" data-start="1231">Fiyat düşüşü gözle görülür bir risk. Fakat işletmeleri asıl kırılgan hale getiren unsur çoğu zaman nakit akışıdır. Karlılık bir süre düşük seyredebilir; şirketler bunu rezervleriyle ya da maliyet optimizasyonuyla tolere edebilir. Fakat tahsilatlar gecikmeye başladığında, stoklar elde biriktiğinde ve kredi kanalları daraldığında tablo değişir. O noktada mesele kârdan çok likiditeye dönüşür.</p>

<p data-end="1998" data-start="1625">Çelik sektörü yüksek işletme sermayesi ihtiyacı olan bir alan. Hammadde peşin ya da kısa vadeli alınırken, satışlar çoğu zaman vadeli yapılır. İhracat pazarında yaşanan daralma, vadelerin uzamasına ve tahsilat riskinin artmasına yol açar. Eğer finansman maliyetleri de yüksekse, şirketler bir süre sonra “kâr edememe” değil, “nakit çevirememe” riskiyle karşı karşıya kalır.</p>

<p data-end="2436" data-start="2000">2026–2027 dönemine girerken asıl kritik eşik de burada oluşuyor. Artık sektör için belirleyici faktör yalnızca ton başına fiyat değil. Nakit yönetimi, borç vade yapısı, döviz pozisyonu, özkaynak gücü ve finansal disiplin çok daha hayati hale geliyor. Yüksek borçlulukla agresif büyüme modelini benimseyen firmalar için bu süreç daha zorlu geçebilir. Daha temkinli bilanço yapısına sahip şirketler ise dalgayı daha kontrollü atlatabilir.</p>

<p data-end="2831" data-start="2438">Öte yandan bu gelişmeler yalnızca firmaları değil, iç piyasayı da etkiliyor. İhracat kapısı daraldıkça ürün iç pazara yöneliyor. Bu da yurtiçi fiyatlar üzerinde baskı oluşturuyor. Kısa vadede tüketici açısından avantaj gibi görünen bu durum, uzun vadede sektörün yatırım iştahını zayıflatabilir. Karlılığın kalıcı biçimde aşınması, modernizasyon ve kapasite artışı yatırımlarını erteletebilir.</p>

<p data-end="3178" data-start="2833">Dolayısıyla mesele sadece bir kota uygulaması değil; zincirleme bir ekonomik reaksiyon. Hacim kaybıyla başlayan süreç fiyat baskısına, oradan marj erozyonuna ve nihayetinde likidite riskine uzanabiliyor. Eğer doğru strateji geliştirilmezse, dış ticaret kaynaklı bir düzenleme zamanla finansal kırılganlığı artıran yapısal bir soruna dönüşebilir.</p>

<p data-end="3194" data-start="3180">Peki çözüm ne?</p>

<p data-end="3561" data-start="3196">Her şeyden önce pazar çeşitlendirmesi artık bir tercih değil zorunluluk. Tek bir bölgeye aşırı bağımlılık, benzer şokların etkisini büyütüyor. Bunun yanında katma değerli, daha spesifik ve rekabeti sınırlı ürünlere yönelmek marjları korumada kritik rol oynayabilir. En önemlisi ise finansal disiplin: güçlü nakit rezervi, dengeli borç yapısı ve etkin risk yönetimi.</p>

<p data-end="3841" data-is-last-node="" data-is-only-node="" data-start="3563">Önümüzdeki iki yıl, Türk çelik sektörü için bir dayanıklılık testi olacak. Bu testin sonucu yalnızca küresel fiyatlara değil; şirketlerin bilanço yönetimine ve stratejik vizyonuna bağlı olacak. Çünkü bazen en büyük kriz, düşen fiyat değil; zamanında tahsil edilemeyen alacaktır.</p>
]]></description>
<link>https://gebzeilkhaber.com/yazarlar//ab-kotalarinin-turk-celik-sektorune-zincirleme-etkisi-hacimden-likidite-riskine/30/</link>
<pubDate>Sun, 01 Mar 2026 22:28:00 +0300</pubDate>
</item><item>
<title>15 Bin Liralık pompayı vatandaş alacaksa İSU neden bakım parası alıyor?</title>
<description><![CDATA[<p data-end="75" data-start="0"><span class="hover:entity-accent entity-underline inline cursor-pointer align-baseline">Kocaeli Büyükşehir Belediyesi</span>’ne bağlı <span class="hover:entity-accent entity-underline inline cursor-pointer align-baseline">İSU Genel Müdürlüğü</span>’nün bir haftadır açamadığı logar, sonunda apartman sakinlerinin kendi imkânlarıyla satın aldığı pompa sayesinde açıldı.</p>

<p data-end="463" data-start="283">Yer: Gebze, Güzeller Mahallesi 902/2 Sokak No:8. Mehmet Bey Apartmanı.<br data-end="356" data-start="353" />
Sebep: İbrahimağa Caddesi üzerindeki tıkalı logar.<br data-end="409" data-start="406" />
Sonuç: Kanalizasyon suyu zemin katı ve asansörü bastı.</p>

<p data-end="713" data-start="465">İddialara göre caddedeki logar tıkandığı için lağım suyu -3. kata kadar indi. Bİnanın bodrumunu, asansör katını ve asansörü kanalizasyon suyu bastı. Yaklaşık 10 metre derinlikten su çekilmesi gerektiği belirtildi. Apartman sakinleri, durumu defalarca İSU’ya bildirdiklerini ancak ekiplerin “yeterli kapasitede pompa yok” yanıtı verdiğini öne sürüyor.</p>

<p data-end="729" data-start="715">Bir düşünelim…</p>

<p data-end="874" data-start="731">Temiz su faturası ayrı, atık su bedeli ayrı, bakım ücreti ayrı tahsil edilirken; iş hizmete geldiğinde “pompa yok” denilmesi nasıl izah edilir? Vatandaş bir hafta boyunca kötü kokuya, hijyen sorununa ve sağlık riskine maruz kalıyor. Çocuklu aileler, engelli bireyler aynı binada yaşıyor. Asansör lağım suyuyla dolmuş. Zemin kat kullanılamaz hale gelmiş. Binayı "bok" götürmüş! </p>

<p data-end="874" data-start="731">Bu tablo karşısında kamu hizmetinin refleksi ne olmalı? Çözüm üretmek mi? Yoksa “imkân yok” demek mi? İSU caddedeki logar tıkandığı için pis suyu aparmanın içinden tahliye edeceğine, "Bizim sorumluluğumuz apartman girişine kadar" deyip işin içinden sıyrılmış. İyi de sorun senin sorumluluk alanı olan caddedeki logarın tıkanmasından kaynaklanıyorsa vatandaşın suçu ne? Sonunda apartman sakinleri kendi aralarında para topluyor. Yaklaşık 15 bin liralık bir pompa satın alıyorlar. Pis suyu kendileri tahliye ediyorlar. Yani belediyenin yapması gereken işi vatandaş yapıyor.</p>

<p data-end="1492" data-start="1396">Burada mesele yalnızca bir logar meselesi değil. Mesele, kamu hizmetinin önceliği meselesidir. Altyapı, yerel yönetimlerin en temel sorumluluğudur. Yol, su, kanalizasyon… Bunlar belediyeciliğin çekirdeğidir. Eğer bir şehirde kanalizasyon taşar ve bir hafta müdahale edilemezse, orada ciddi bir organizasyon sorunu var demektir.</p>

<p data-end="1978" data-start="1728">Elbette kurumların teknik zorlukları olabilir. Ekipman yetersizliği yaşanabilir. Ancak böylesi acil ve sağlık riski barındıran bir durumda alternatif çözüm üretmek, takviye ekip çağırmak, kiralama yoluna gitmek gibi seçenekler devreye alınamaz mıydı?</p>

<p data-end="2075" data-start="1980">Vatandaşın sorusu basit: “Onca bakım bedeli toplanırken, 15 bin liralık bir pompa neden yok?” Bu iddialar karşısında İSU’nun da kamuoyuna net bir açıklama yapması gerekir. Olayın teknik boyutu nedir? Müdahale neden gecikmiştir? Gerçekten ekipman yetersizliği mi vardır? Yoksa koordinasyon eksikliği mi?</p>

<p data-end="2321" data-start="2287">Çünkü suskunluk, güveni aşındırır.</p>

<p data-end="2533" data-start="2323">Unutulmamalıdır ki; belediyecilik yalnızca asfalt dökmek, açılış yapmak, tören düzenlemek değildir. Kriz anında vatandaşın kapısına ilk ulaşan olmak, sorun büyümeden çözmek ve “biz buradayız” hissini vermektir. Gebze’de bir apartman, bir haftalık bekleyişin ardından kendi pompasını alarak kendi sorununu çözdü. Bu olay, yerel yönetim anlayışına dair küçük ama çarpıcı bir aynadır.</p>

<p data-end="2835" data-is-last-node="" data-is-only-node="" data-start="2708">Sorulması gereken soru şudur:<br data-end="2740" data-start="2737" />
Vatandaş kendi pompasını almak zorunda kalıyorsa, kamu hizmeti nerede başlıyor, nerede bitiyor?</p>
]]></description>
<link>https://gebzeilkhaber.com/yazarlar//15-bin-liralik-pompayi-vatandas-alacaksa-isu-neden-bakim-parasi-aliyor/29/</link>
<pubDate>Sat, 28 Feb 2026 00:29:00 +0300</pubDate>
</item><item>
<title>Türk Telekom Gebze, şirketleri Metro Ethernet’e mi zorluyor?</title>
<description><![CDATA[<p><span style="color: rgb(12, 16, 20); font-family: -apple-system, BlinkMacSystemFont, &quot;Segoe UI&quot;, Roboto, Helvetica, Arial, sans-serif; font-size: 14px;">Son dönemde Gebze, Çayırova, Darıca ve Dilovası’nda faaliyet gösteren şirketlerin onca sorununa bir yenisi daha eklendi. Gazetemize ulaşan birçok şirket internet bağlantılarının aylardır koptuğunu, arıza hattına defalarca şikayet ettiklerini ama sorunun bir türlü çözülemediğini söylediler. Sorunu uzun süredir giderilmeyen şirketler GSM hatları üzerinden ekstra internet satın alarak konuyu çözme yoluna gidiyorlar. Küçük ve orta ölçekli şirketlerde bu yol makul görünse de sanayi bölgelerindeki büyük şirketlerin böyle bir çözümle idare etmeleri mümkün değil</span><br style="color: rgb(12, 16, 20); font-family: -apple-system, BlinkMacSystemFont, &quot;Segoe UI&quot;, Roboto, Helvetica, Arial, sans-serif; font-size: 14px;" />
<span style="color: rgb(12, 16, 20); font-family: -apple-system, BlinkMacSystemFont, &quot;Segoe UI&quot;, Roboto, Helvetica, Arial, sans-serif; font-size: 14px;">Her gün milyonlarca dolar ihracat ve ithalat yapan firmaların internet olmadan üretim, satış ve lojistiği çözmeleri imkansız. Şirket yetkilileri arıza gidermekle yükümlü olan Türktelekom’un kendilerine Metro Ethernet adı altında aylık 5 bin TL’yi bulan yeni bir abonelik önerdiğini iddia ediyorlar.</span><br style="color: rgb(12, 16, 20); font-family: -apple-system, BlinkMacSystemFont, &quot;Segoe UI&quot;, Roboto, Helvetica, Arial, sans-serif; font-size: 14px;" />
<span style="color: rgb(12, 16, 20); font-family: -apple-system, BlinkMacSystemFont, &quot;Segoe UI&quot;, Roboto, Helvetica, Arial, sans-serif; font-size: 14px;">Konuyla ilgili ziyaret edip bilgisine başvurduğumuz Türk Telekom Gebze Şube Sorumlusu’na şirketlerin internet sorununu ilettiğimizde bize de aynı öneride bulunarak: “Normal internet arızalarına ekiplerimiz müsait olduğunda müdahale ediyor. Bu bazen aylar da alabilir. Bir süre garantimiz yok. Şirketler her konuda para harcıyorlar. Örneğin milyonluk bir şirket her elemanı için ayda 50-60 bin Tl harcıyorsa interneti için de 5 bin TL ödeyip bu sorunu çözebilir. Metro Ethernet abonelerine anında müdahale ediyoruz” dedi.</span><br style="color: rgb(12, 16, 20); font-family: -apple-system, BlinkMacSystemFont, &quot;Segoe UI&quot;, Roboto, Helvetica, Arial, sans-serif; font-size: 14px;" />
<span style="color: rgb(12, 16, 20); font-family: -apple-system, BlinkMacSystemFont, &quot;Segoe UI&quot;, Roboto, Helvetica, Arial, sans-serif; font-size: 14px;">Türk Telekom Gebze olarak şirketleri buna zorlamanın doğru olmadığını söylediğimizde ise bunun bir zorunluluk değil, kesintisiz bir internet istiyorlarsa ihtiyaç olduğunu söyleyen Türk Telekom Gebze Sorumlusunu kamuoyunun vicdanına havale ediyoruz.</span><br style="color: rgb(12, 16, 20); font-family: -apple-system, BlinkMacSystemFont, &quot;Segoe UI&quot;, Roboto, Helvetica, Arial, sans-serif; font-size: 14px;" />
 </p>
]]></description>
<link>https://gebzeilkhaber.com/yazarlar//turk-telekom-gebze-sirketleri-metro-ethernet-e-mi-zorluyor/28/</link>
<pubDate>Fri, 30 Jan 2026 22:53:00 +0300</pubDate>
</item><item>
<title>Kalplerdeki yangını Başkan Yusuf Turhan’ın sağduyulu gayreti söndürdü</title>
<description><![CDATA[<p>Geçtiğimiz günlerde Dilovası’nda yaşanan fabrika yangını, sadece alevlerin değil, gerginliklerin de büyüme ihtimali taşıdığı kritik bir andı. Şehrin içinde, sivil yerleşim alanının içindeki kimyasal üretim yapılan, yangın tehlikesi ile ilgili neredeyse hiçbir önlemin alınmadığı, İş ve İşçi Sağlığı adına neredeyse hiçbir çalışmanın olmadığı iddia edilen tesiste, çıkan ani ve şiddetli yangında, çoğu gençliğinin baharında 6 kadını kaybettik. Dilovası ilçesinin her yerinden alevleri görerek olay yerine gelen vatandaşların itfaiye ekiplerinin geç ve yetersiz müdahalesi ile birlikte yaşanan çaresizlik karşısındaki tepkisi, fabrikada çalışan işçilerin yakınlarının tarif edilemez endişesi, içerde hayatını kaybedenlerin yakınlarının tepkisiyle büyüyen çevre halkının öfkesi derken, küçük bir kıvılcımın toplumsal bir krize dönüşmesi işten bile değildi. Dilovası Sivil Toplum Kuruluşları Başkanlarının saklandığı, Belediye Başkanı ve çalışanlarının yaşanan acı karşısındaki çaresiz bekleyişi, itfaiye ekiplerinin geç kalmış, kararsız ve yetersiz müdahale çabası derken öfke selinin ortaya çıktığı tam da o anda, sağduyulu bir duruş ve tecrübeli bir yaklaşım devreye girdi: MHP Dilovası İlçe Başkanı Yusuf Turhan’ın gayreti.</p>

<p> </p>

<p>Turhan, yangın ortaya çıktıktan sonra olay yerine hızla intikal eden ilk isimlerden biriydi. Sahadaki gergin havayı sezmiş olacak ki, önce vatandaşlarla, ardından yetkililerle birebir temas kurdu. Bir yanda Dilovası Belediyesi, SGK, İşkur ve CİMER’e tüm şikayetlerine rağmen hiçbir önlem alınmadığı için çocuklarını ve yakınlarını kaybeden ve haklı mağduriyetini öfkeyle dışa vuran vatandaşlar, diğer yanda güvenlik güçleri, sağlık ve itfaiye ekipleri vardı. Herkesin acısı büyük, duygusal tepkisi yüksek ve ortam hassastı. Ancak Turhan, yıllardır bölge siyasetinde kazandığı saha deneyimi, kurduğu sıcak diyalog, bölge insanı ile kurduğu yakın temas ile gerginliğin tırmanmasına izin vermedi.</p>

<p> </p>

<p>Acı da olsa olan olmuş, yangın çıkmış, 6 can kaybedilmişti. İnsanların ciğeri yanmıştı. Başkan Turhan çok iyi biliyordu ki bu saatten sonra mesele sadece bir yangını söndürmek değildi; asıl mesele, yangının ardından çıkabilecek toplumsal alevleri söndürmekti. O gün, MHP Dilovası İlçe Teşkilatı’nın başkanı olarak değil, bir memleket büyüğü gibi davranan Yusuf Turhan, itidalin simgesi oldu.</p>

<p> </p>

<p>Dilovası halkı, yerel yönetimler, sivil toplum kuruluşları ve güvenlik güçleriyle kurduğu koordinasyon, olayın büyümeden kontrol altına alınmasını sağladı. Özellikle işçiler ve fabrika çevresinde toplanmış vatandaşlarla yaptığı sakinleştirici konuşmalar, kısa sürede etkisini gösterdi. Gerginlik yerini sağduyuya, öfke yerini soğukkanlılığa bıraktı. Böylesi anlarda “bir cümle, bir duruş” çok şeyi değiştirebilir. O gün o duruşu sergileyen Yusuf Turhan ve ekibinin çabası, bu ilçenin ne kadar dikkatle yönetilmesi gerektiğini bir kez daha ortaya koydu.</p>

<p> </p>

<p>Bu tür olaylar, bizlere sadece felaket anlarını değil, liderlik refleksinin önemini de hatırlatıyor. Yusuf Turhan’ın o günkü tavrı, “siyasetin sahada, halkın yanında yapıldığı” bir anlayışın örneğiydi.</p>

<p>Kısacası;</p>

<p>O gün Dilovası’nda alevler söndü ama asıl takdir edilmesi gereken, gerginliği büyütmeden söndüren akıl oldu. Bu üstün aklı temsil eden Başkan Turhan’a tüm Dilovası halkı adına teşekkür ediyorum.</p>

<p> </p>
]]></description>
<link>https://gebzeilkhaber.com/yazarlar//kalplerdeki-yangini-baskan-yusuf-turhan-in-sagduyulu-gayreti-sondurdu/27/</link>
<pubDate>Mon, 10 Nov 2025 21:48:00 +0300</pubDate>
</item><item>
<title>Gebze’yi Karanlığa Mahkûm Etmeye Kimsenin Hakkı Yok!</title>
<description><![CDATA[<h3 data-end="165" data-start="103"><span style="font-size: 13px;">Son dönemde Gebze, Çayırova, Darıca ve Dilovası ilçelerinin yaşadığı en büyük sorun elektrik kesintileridir. Her ay düzenli olarak elektrik faturası ödeyen, fatura bedeline ilaveten bir elin parmak sayısından fazla kalem eklenen bedelleri sorgusuz sualsiz karşılayan Gebzeliler, karşılığında ne alıyor dersiniz? Hepimizin yaşadığıklarından yola çıkarsak durum açıkça ortada: Bölgeye altyapı yatırımları yapıp vatandaşa ve sanayiye elektrik temin etmesi gereken SEDAŞ, vasat altı bir hizmet, karanlığa gömülmüş sokaklar, güvensiz gecelerden başka bize ne veriyor?</span><br />
<span style="font-size: 13px;">Elektrik hizmetini getirmeyi taahhüt eden kurum, tahsilatta son derece titiz ama hizmette aynı özeni göstermiyor. Faturalar günü gününe geliyor, ancak sokak lambaları günlerdir yanmıyor. Bu nasıl bir çelişkidir? Vatandaşın parasını almak kolay, ama karşılığında güvenli, aydınlık sokaklar sunmak zor mu?</span></h3>

<p data-end="1072" data-start="780">Daha da düşündürücü olan şu: Gebze’nin yerel ve mülki yöneticileri bu konuda neden sessiz? Bu kurumun yönetimine söz geçiremiyorlar mı, yoksa geçirmemeyi mi tercih ediyorlar? Kocaeli’nin sanayi kalbi olan Gebze’nin karanlığa gömülmesi sadece bir teknik aksaklık değil, aynı zamanda bir yönetim zaafıdır.</p>

<p data-end="1398" data-start="1074">Elektrik kesintileri artık sıradanlaştı. Ancak unutmamak gerekir ki, uzun süreli karanlık, sadece ışığın değil, güvenliğin de sönmesi demektir. Karanlık sokaklar bazı kesimleri cesaretlendirir; asayiş sorunlarını, güvenlik açıklarını beraberinde getirir. Bu tabloyu görmezden gelmek, sorunu büyütmekten başka bir işe yaramaz.</p>

<p data-end="1606" data-start="1400">Yıl 2025… Teknolojinin, dijitalleşmenin, akıllı şehirlerin konuşulduğu bir çağda, Gebze hâlâ sokak lambalarının yanmadığı geceleri yaşıyor. Bu durum sadece utanç verici değil, aynı zamanda kabul edilemez.</p>

<p data-end="1606" data-start="1400">Aynı zamanda sanayi bölgesi olan Gebze'de faaliyet gösteren işletmeler de düzenli elektrik hizmeti alamadıkları için üretim aksıyor. Ülke olarak milyerlerce lira zarar ediyor. Sanayici isyanda ama, yetkililerin umurunda değil. Sorumluluk taşıyan biri çıkıp demiyor ki, "Trilyonlarca lira para topladığınız Gebze'ye yeteri yatırımları neden yapmıyorsunuz? Her ay vatandaşlardan topladığınız bakım parasını nasıl harcıyorsunu?"</p>

<p data-end="1812" data-start="1608">Gebze’yi karanlığa mahkûm etmeye kimsenin hakkı yok. Vatandaş aydınlık, güvenli, insanca yaşam koşullarını hak ediyor. Görevini yerine getirmeyenler ise artık bu karanlığın sorumluluğundan kaçamayacaklar.</p>
]]></description>
<link>https://gebzeilkhaber.com/yazarlar//gebze-yi-karanliga-mahk-m-etmeye-kimsenin-hakki-yok/26/</link>
<pubDate>Sat, 25 Oct 2025 23:44:00 +0300</pubDate>
</item><item>
<title>Dilovası Cumhur İttifakı’nda Birlik mi, Rekabet mi?</title>
<description><![CDATA[<h3 data-end="305" data-start="233"><span style="font-size: 13px;">Kocaeli’nin Dilovası ilçesinde son günlerde yaşanan siyasi hareketlilik, Cumhur İttifakı cephesinde soğuk rüzgârlar estiriyor. Görünen o ki, uzun süredir sessizce biriken rahatsızlıklar artık kulislerden taşmaya başladı.</span></h3>

<p data-end="881" data-start="560">AK Parti ve MHP ilçe teşkilatları arasında yaşanan gerginliğin merkezindeki sebep net olarak bilinmezken, Cumhur İttifakı'nın iki paydaşı  arasındaki soğukluk kendini iyice belli ediyor. Özellikle Dilovası Belediye'si içindeki karar mekanizmalarının tamamen dışında bırakılan MHP Dilovası İlçe Teşkilatının tevekküle varan sessizliği'ne parti üyeleri bir anlam veremiyor. Belediye'nin düzenlemiş olduğu meclis toplantılarından, ziyaret, açılış, anma programlarına kadar davet edildiği her toplantıda MHP İlçe Teşkilatı hazır bulunurken, Dilovası AK Parti İlçe Teşkilatı ve Dilovası Belediye yöneticileri ise MHP İlçe Teşkilatı'nın düzenlemiş olduğu etkinliklerde ya bulunmuyor, yada en alt düzeyde temsilci ile cılız bir varlık gösteriyorlar. Ayrıca Dilovası Belediyesi'nin son dönemdeki yatırım kararları, bazı atamalar ve görev değişikliklerinden MHP Dilovası ile istişari mahiyette bilgilendirme bile yapılmadığı da biliniyor. MHP teşkilatı bütün bu sorunları açıkca dile getirmese de, özellikle bu gibi durumların “ittifak ruhuna gölge düşürdüğünü” düşünüyor. </p>

<p data-end="1192" data-start="883">Oysa Cumhur İttifakı, yerelde olduğu kadar genelde de “birlik ve uyum” vurgusuyla ayakta duruyor. Ancak Dilovası örneğinde, bu uyumun zaman zaman yerini “ben merkezli” bir anlayışa bıraktığı görülüyor. Her iki parti de “hizmet odaklıyız” dese de, sahadaki yayrışma bu söylemin tam tersi bir tablo çiziyor.</p>

<p data-end="1435" data-start="1194">Belediye meclisinde yaşanan son oylamalarda MHP’li meclis üyelerinin bilgilendirilmedikleri konularda bile Dilovası Belediye Başkanı'na verdikleri açık destek aslında buzdağının görünen yüzü. Bu karşılıksız destek nereye kadar sürer belli olmazken, özellikle teşkilatlar arasında yaşanan iletişim eksikliği, yereldeki ittifakın kimyasında küçük ama önemli çatlaklar oluşturuyor.</p>

<p data-end="1694" data-start="1437">Şunu kabul etmek gerekir ki, siyasette ittifaklar yalnızca “ortak fotoğraf” vermekle yürümez (ki bu fotoğraf bile eksik). Ortak akıl, karşılıklı saygı ve şeffaf paylaşım olmadan hiçbir birliktelik uzun ömürlü olamaz. Dilovası’nda yaşananlar, belki de bu konuda bir uyarı niteliğinde.</p>

<p data-end="1924" data-start="1696">Cumhur İttifakı’nın yerel ayağı, Gebze, Darıca ve Çayırova'da daha istişare ve karşılıklı anlayışla yürürken, Dilovası yerelinde ciddi bir sınavdan geçiyor. Bu sınavı başarıyla atlatmak, yalnızca parti yönetimlerinin değil, doğrudan halkın da yararına olacaktır. Vatandaş Türkiye genelindeki birlik ruhunun ilçede de geçerli olmasını istiyor. Sonuçta unutmayalım: Dilovası’nın ihtiyacı kimin hangi koltuğa oturduğu değil, o koltukta kimin gerçekten halk için çalıştığıdır.</p>
]]></description>
<link>https://gebzeilkhaber.com/yazarlar//dilovasi-cumhur-ittifaki-nda-birlik-mi-rekabet-mi/25/</link>
<pubDate>Wed, 15 Oct 2025 08:50:00 +0300</pubDate>
</item><item>
<title>Gebze'nin infuencer STK Başkanları</title>
<description><![CDATA[<p>Son zamanlarda sosyala medyanın ön pilana çıkması ile birlikte Gebze'deki birçok Sivil Toplum Kuruluşu Başkanı da fenomen olup başımıza influencer kesildi. Aslında STK Başkanlığına seçilirken ağız dolusu vaatler verip, başkanı olduğu kuruma ve üyelerine hizmet etmeyi söz vermelerine rağmen, seçildikleri günden bunu unutmuş olmalılar ki, sosyal medya kuşuna dönüşmüşler.</p>

<p>Tabii ki, tamamı böyle değil, aralarında başkanı oldukları STK'nın amaçlarına uygun hizmet vermeye gayret edenler de var. Ama inanın bunlarım sayısı çok az.  Ekseriyeti eline almış bir telefon, düşmüş esnafın peşine. Her gün STK üyesi <span style="font-size: 13px;"> 5-10 esnafı </span>ziyaret ederek resim çekip sosyal medyadan paylaşarak görev yaptıklarını zannediyorlar. İyi de millet STK başkanlığını kendilerini ziyaret etsin diye değil, hizmet etsin diye seçtiler. Ama bunu hatırlayan yok. Açıkcası vatandaş bunların sosyal medya paylaşımlarından bıkmış durumda. Ya yeter artık! </p>

<p>Bu sosyal medya merakı bu başkanların başkanlıklarının sonunu getirecek. Seçildiği günden açılışlar, ziyaretler ve bütün bunları sosyal medyadan paylaşan fenomen başkanların bugüne kadar <span style="font-size: 13px;">üyelerin </span>hayrına elle tutulur hiçbir faaliyeti yok. Kuruma başvuran üyelerin sorunlarıyla ilgileneceğine, şaaşalı makam masalarında yapmacık gülümsemeli fotoğraf çekip yola salan başkanlar, bu fotoğrafları yine sosyal medya üzerinden yayınlayarak halkı kandıracaklarını zannediyorlar. Bence kendilerini kandırıyorlar. </p>

<p>Her gün bu fenomenleri sosyal medyada görmekten gına gelen vatandaşlar en yakın seçimi iple çekiyorlar. İlk seçimde bu STK başkanlarını sosyal medya kurtaramıyacak. İlk seçimde başkanlığını kaybeden başkanlar, aynı gün sosyal medya hesaplarının sıfırlanacağını unutmasın. Yani mümkünse azıcık da kendi işinize yoğunlaşıp, üyelere hizmet etmeyi unutmayın.  </p>
]]></description>
<link>https://gebzeilkhaber.com/yazarlar//gebze-nin-infuencer-stk-baskanlari/24/</link>
<pubDate>Sat, 30 Aug 2025 20:49:00 +0300</pubDate>
</item><item>
<title>İsrail-İran savaşından ders alıp, önlemlerimizi artırmalıyız</title>
<description><![CDATA[<p>3.dünya Savaşının barut kokusu, ayak sesleri hemen yanı başımızda yükselirken, ülkelerin güvenlik ve istihbarat programları ters düz olmuşken, CİA, Mossad ajanları muhtelif ülkelerde adeta cirit atıyor. Sopa zoruyla ülkelerin yönetim şekilleri, sınırları yeniden dizayn edilirken, operasyonel fırsatlar gecikmeksizin hayata geçirilirken bizim ülke olarak çok daha fazla dikkatli olmamız lazım. Yarım asra yaklaşan pkk terör örgütü ile mücadele edilirken, asli görevi ülkemizi ve insanlarımızı korumak olan güvenlik kurumlarımıza çok daha ciddi görevler düşüyor.</p>

<p>12 günlük İsrail- İran savaşı bir kez daha gösterdi ki, düşmanın şakası yok. Durumdan vazife çıkarmalı, dersler alınmalı ve mutlaka önlemler gecikmeksizin alınması kaçınılmazdır. istihbarata karşı koyma, savunma, doğal afet planları, güncellenmeli Osmanlı LÂLE DEVRİ’nden kalan alışkanlıklarımızı yok jandarma, yok polis, yok sahil güvenlik günü, yok  kara kuvvetleri günü, yok özel güvenlik..yeşil ay, yerli malı haftası, illerin kurtuluş günü, babalar, anneler günü, tayin atama, rütbe terfi törenlerini süratle terk etmemiz gerekiyor. En hızlı bir şekilde ülkemize yönelebilecek tehlikeleri tespit edip, önlem almak zorundayız. Çünkü yeteri kadar bayram /resmi tatil günlerimiz var. Yukarıda yazılı günlerde, resmi tatil ilan edip dükkanı kitleyip gidelim demiyorum. Reklam kokan hareketlerden süratle vazgeçilmeli, mantıklı çözüm önerileri üretip, bir an önce hayata geçirmek için toplum olarak hep beraber harekete geçmeliğiz. Bu önlemleri alan kurumlarımızın da İran’da yaşanan güvenlik ve istihbarat zaafiyeti yaşamaması için azami gizlilik şart. Fazla medyatik olmak, disiplin sorunu olduğu kadar aynı zamanda ağır istihbarat zafiyetidir.  Aynası iştir kişinin lafa bakılmaz.</p>
]]></description>
<link>https://gebzeilkhaber.com/yazarlar//israil-iran-savasindan-ders-alip-onlemlerimizi-artirmaliyiz/22/</link>
<pubDate>Sat, 05 Jul 2025 22:40:00 +0300</pubDate>
</item><item>
<title>Gebze'deki okullarda soyguna kim dur diyecek?</title>
<description><![CDATA[<p>Tüm Türkiye genelinde lduğu gibi Gebze'de de eğiim yılı sancılı başladı. Artık velilerin kaderi haline gelmiş okul kayıt parası konusunu herkes kanıksadığı için, kimse şikayet bile etmiyor. Çünkü okullar bakımsızlıktan geçilmiyor. Eğitim yuvaları hijyen ve en temel temizlik hizmeti bile alamıyor. Bazı okullarda okul öğretmenleri ile velilerin özel gayreteriyle en azından genel bir temizlik yapılarak yavrularımızın eğitime başlaması sağlandı. Bu tarz okullardaki fedakar öğretmenlerimizi ve velileri ayakta alkışlıyrum. Ama bu her okulda aynı değil...</p>

<p>Gebzedeki bir çok okulda veliler adeta haraca bağlanmış durumda. Kayıt ücreti ile başlayan soygun, temizlik malzemesi parası, okul elbisesi, servis, ek kitap, kantin ve en son deneme sınavları fasikülleri satımına kadar devam ediyor.  Bu ekeonomik sıkıntılarla zaten başedemeyen veliler artık ne yapacağını şaşırmış durumda. Zaten bir çok veli de çocuklarını, devlet okulu yerine özel okulun daha ucuz lması nedeniyle mantıklı olduğunu düşünerek yakınındaki özel okula vermeye başladı. Okul kayıt parası 10 bin TL'ye dayanmış durumda. Okul servisleri aylık 5 bin liradan başlıyr. Elbise ve niçin aldırıldığı belli olmayan kitap paraları okul müdürünün keyfine kalmış. Liselerden 12. sınıflara yapacakları deneme sınavı için 3500 TL para isteniyor. Ya zaten herkes boğazından keserek 75 bin tl gibi bir rakama çocuğunu özel kurslara kaydettirmiş. Sen neyin peşindesin MÜDÜR? Senin görevin okulda eğitim vermek mi, yoksa devletin imkanlarıyle velileri soymak mı? Sen bu çocukları üniversiteye hazırlamakla zaten mükellefsin! Sen özel kurs musun ki, her hafta deneme sınavı yapıp ekstra para topluyorsun? Tüm bu soygun da Gebze Milli Eğitim Müdürlüğü'nün gözü önünde yaşanıyor. Gebze MEB ise bu konuda kılını bile kıpırdatmıyor. </p>

<p>Okulların bu paraları alması yasal olmadığı için hepsini elden peşin topluyorlar. Peki bu kadar para nereye gidiyor? Nereye harcanıyor? Karşılığında gerçekten deneme yapılıyor mu? Bu denemelerin de zaten geçen seneden kalma çöpe atılması gereken fasiküller olduğu iddiası da cabası...</p>

<p>Sayın okul müdürleri! Bu milletin evletlarını eğitecekseniz eğitin, yok para kazanacaksanız zaten anlaşmalı olduğunuz, sürekli çocukları yönlendirdiğiniz ve öğrenci başına para aldığınız özel kurslara giderek orada müdürlük yapın. Çünkü siz eğitimci değil, TÜCCARSINIZ!</p>

<p> </p>

<p> </p>
]]></description>
<link>https://gebzeilkhaber.com/yazarlar//gebze-deki-okullarda-soyguna-kim-dur-diyecek/21/</link>
<pubDate>Sun, 29 Sep 2024 23:00:00 +0300</pubDate>
</item><item>
<title>Emeklilerin gözlerinde umutsuzluğu gördüm</title>
<description><![CDATA[<p>Geçtiğimiz haftasonu Birleşik Emekliler Sendikası Gebze Şube Başkanı Selçuk Süzen'in davetlisi olarak bölgedeki emeklilerin katıldığı bir toplantıya katıldım. <span style="font-size: 13px;">Birleşik Emekliler Sendikası </span>Genel Başkanı Mahmut Şengül'ün de katıldığı ve bir konuşma yaptığı toplantıda birçok sektörden emekliyi birarada görme fırsatı buldum. </p>

<p>Son dönemde toplum olarak hepimizin bildiği gibi emekli maaşlarına yeterli zammın yapılmaması nedeniyle çok zor şartlarda yaşadıklarını duyuyor, zaman zaman da yayınlarımızda bunlara yer veriyroduk. Fakat bu toplantıda emeklilerin gerçekten çok ağır günlerden geçtiğine gözlerimle şahit oldum. Çok farklı sektörlerden emekli olmalarına rağmen yaşadıkları darlık, fakirlik, derin yoksulluk feri gitmiş gözlerinden ve yüzlerindeki derin çizgilerden adeta dışarı taşıyordu. Kimisi umutla konuşanları dinliyrken, kimisi de başını eğmiş, öylece yere bakıyordu. Ama hepsi kederliydi. Hepsi dertliyidi ve birr çıkmaz labirentin içine girmiş gibi içinden çıkış yolu bulamadıkları bu çıkmaz karşısında şaşkın ve  sinirliydi. Toplantı salonuna biraz geç gittiğimden dolayı en arka sıralarda yer bulduğum için tüm bu içimizden biri piri fanileri, gerçek anadolu insanlarını tek tek inceleme fırsatı buldum. Kahır boğazımda düğümlendi. Toplantı sırasında Başkan Süzen ve Genel Başkan Şengül'ün etkili ve gerçekçi konuşmalarından ziyade bu dede ve ninelerin çaresizliği beni derinden etkiledi. Karşılaştığım bu gerçeklik karşısında adeta ne yapacağımı şaşırdım, hatta bir tanıdık simanın bana yanaşıp hal hatır sormasına bile sanki bu durumdan ben de sorumluymuşum gibi gerekli karşılığı vermedim. Toplantı bittikten sonra katılanlara tavuk ve pilav ikram edildi. Büyüklerimiz pilavlarına ekmeği katık edip yerken benim boğazım düğümlendi, daha fazla dayanamayarak ikram edilen bir bardak suyu aldım ve kimseye Allahaısmarladık dahi demeden oradan ayrıldım....</p>

<p>Buradan büyüklerimiz adına yetkili yetkisiz tüm kamuoyuna seslenerek emeklilere biran önce sahip çıkılmasını, maaşlarının artırılmasını ve yaşam şartlarının düzeltilmesini rica ediyorum. Aksi takdirde bu yılların emekçisi ve şimdilerin garibanlarının ahı sadece sorumluları değil, buna seyirci kalan herkesi yakıp kavuracaktır! </p>

<p> </p>
]]></description>
<link>https://gebzeilkhaber.com/yazarlar//emeklilerin-gozlerinde-umutsuzlugu-gordum/20/</link>
<pubDate>Wed, 01 May 2024 00:31:00 +0300</pubDate>
</item><item>
<title>Demir çelik geri dönüşümünün ekonomi ve çevreye katkıları</title>
<description><![CDATA[<p>Demir çelik geri dönüşümünün hem ekonomiye hem de çevreye önemli katkıları bulunur. Bir ülke Demir Çelik sektörünün tüm ihtiyaçlarını sırf doğal kaynaklardan hammadde temini ile sağladığı takdirde ciddi manada maddi kayba uğrar. Zira hangi sektörde kullanılmasına baılmaksızın demir çelik mamüllerinin geri dönüşümü, hammadde üretimi ve temininden çok daha ucuz geliyr. Ayrıca geridönüşüm sistemi ile sektöre yeniden kazandırılan hammadde gerek istihdam, gerekse de üretim sektörü için vazgeçilmezidr. Bu anlamda Demir Çelik sektöründe geridönüşümün katkılarından bazılarını sizin için derledik:</p>

<p>1. *Doğal Kaynakların Korunması:* Demir ve çelik, doğal kaynakların sınırlı olduğu bir dünyada önemli birer hammaddedir. Geri dönüşüm, yeni demir cevheri çıkarılmasını ve işlenmesini azaltarak doğal kaynakların korunmasına yardımcı olur.</p>

<p>2. *Enerji Tasarrufu:* Demir ve çelik üretimi oldukça enerji yoğun bir süreçtir. Geri dönüşüm, yeni demir ve çelik üretimine göre önemli miktarda enerji tasarrufu sağlar. Bu, hem doğal kaynakların korunmasına hem de karbon emisyonlarının azaltılmasına katkı sağlar.</p>

<p>3. *Atık Azaltımı:* Demir ve çelik geri dönüşümü, atıkların çevreye zarar vermeden yeniden kullanılmasını sağlar. Böylece, çöplüklerin ve atık depolama alanlarının dolmasını önler ve çevre kirliliğini azaltır.</p>

<p>4. *Ekonomik Katkı:* Demir ve çelik geri dönüşümü, ekonomiye önemli bir katkı sağlar. Geri dönüşüm endüstrisi, iş yaratma potansiyeline sahiptir ve geri dönüşüm tesisleri, işçilik ve hammadde alımı için kaynaklar oluşturur. Ayrıca, geri dönüşüm süreci, demir ve çelik ürünlerinin daha uygun fiyatlarla sunulmasını sağlayarak tüketicilere de fayda sağlar.</p>

<p>5. *Sürdürülebilirlik:* Demir ve çelik geri dönüşümü, sürdürülebilir bir ekonomik modelin önemli bir parçasıdır. Bu süreç, doğal kaynakların daha verimli kullanılmasını sağlar ve gelecek nesillere daha sağlıklı bir çevre bırakılmasına katkı sağlar.</p>

<p>Bu nedenlerden dolayı, demir ve çelik geri dönüşümü ekonomik ve çevresel açıdan önemli bir pratiktir ve toplumun sürdürülebilirlik çabalarına büyük katkıda bulunur.</p>
]]></description>
<link>https://gebzeilkhaber.com/yazarlar//demir-celik-geri-donusumunun-ekonomi-ve-cevreye-katkilari/19/</link>
<pubDate>Tue, 30 Apr 2024 00:13:00 +0300</pubDate>
</item><item>
<title>Gebze CHP ile TİP arasında Meclis Üyesi krizi Sadık Güvenç'e yarayacak</title>
<description><![CDATA[<p>CHP Genel Merkezi özellikle çalışsaydı Gebze CHP İlçe Teşkilatına bu kadar zarar veremezdi. CHP Gebze İlçe Başkanı Gökhan Orhan'ın seçimlere aylar kala ilçe örgütüyle heyecanla başlattığı 'Gebze Belediyesi'ni bu sefer alacağız' çalışması seçim sürecinde Genel Merkez tarafından profesyonelce sonlandırıldı. Sonlandırıldı diyorum, çünkü bunun başka da bir adı yok. </p>

<p>CHP Genel Merkezi, yerel seçimlerle ilgili ne Gebze Teşkilatı Yönetimi ile nede bölge mlletvekilleri ile hiçbir istişare yapmadan CHP ocaeli Miletvekili Nail Çiler'i Gebze Belediye Başkanlığı'na aday gösterdi. Halbuki Nail Çiler Aday adayı değidi ve bu göreve de talip değildi. Sıhhatinin elvermediği, kısa dönemde iki ayrı seçim yaşadığı gibi kendince haklı sebepleri de vardı.  Ama sorun şu ki, CHP Genel Merkezi kendisine sormadan, araştırmadan bu görevi vermişti. Neredeyse bir ay Çiler'in telefonu kapalı kaldı. Çiler ismi açıklandığı için Gebze'den aday adayı olan isimler birer birer vazgeçmek zorunda kaldılar. Hatta Gebze'den aday adayı olmasına rağmen Saide Arslan Darıca Belediye Başkan Adayı olarak açıklandı. Darıca'da güçlü olan Yakup Törk de önce küstürüldü, daha sonra da Dilovası'na aday gösterildi. </p>

<p>Nail Çiler'in ikna olmaması üzerine teşkilattan biri aday gösterileceği konuşulurken, TİP Başkanı Erkan Baş'ın Gebze Belediye Başkan Adayı olduğu ve CHP'nin aday çıkarmayarak onu destekleyeceği kararına varıldı. Gebze'de elle tutulur seçmen kitlesi yok denecek kadar az olan TİP'in peşine bölgenin en büyük muhalefet partisi ve AK Parti'den sonra en büyük oy kitlesine sahip olan CHP'yi taktılar. CHP Gebze İlçe Teşkilatı buna çok fena kızdı ama "Ne yapalım, emir Genel Merkezden gelmiş, uyacağız" diyerek sineye çektiler. </p>

<p>CHP ile TİP arasında asıl kriz meclis üyeleri ile ilgili çıktı. Şu anda dahi bu kriz aşılmış değil. Gebze'de seçmen oranı yok denecek kadar az olan TİP Başkanı, Türkiye'nin dört bir tarafından partililerini aday olduğu Gebze'den meclis üyeliğine aday göstermiş. Meclis üyesi adaylarını Gebze halkı zaten tanımıyor. Anlayacağınız meclis üyesi adayları konusunda bile TİP'in eline bakan CHP Gebze Teşkilatı da buna çok fena içerlemiş ve kızmış. Siyasi çalışmalar adeta dip yapmış durumda. TİP'in Gebze'de çok esamesi okunmasa da CHP ile aralarındaki bu krizi bitirmeden CHP'lilerden oy almaları çok zor. Tahminim bu seçimde CHP'liler ya sandığa giteyecek, yada İYİ Parti Gebze Belediye Başkanı Adayı Sadık Güvenç'e oy verecek. TİP'e oy vermeyecek partililerin Gebze'nin yerlisi Sadık Başkan'a oy vermesi daha mantıklı. Çünkü CHP örgütü ile hiçbir bağ kuramayan, meclis üyelerini bile sağdan soldan toplayan Erkan Baş'a CHP'lilerin oy verme ihtimali neredeyse kalmadı...</p>
]]></description>
<link>https://gebzeilkhaber.com/yazarlar//gebze-chp-ile-tip-arasinda-meclis-uyesi-krizi-sadik-guvenc-e-yarayacak/18/</link>
<pubDate>Sat, 02 Mar 2024 23:20:00 +0300</pubDate>
</item><item>
<title>Gebze Milli Eğitim Müdürlüğü’nün bu tiyatrodan haberi var mı?</title>
<description><![CDATA[<p><span style="color: rgb(0, 0, 0); font-family: -apple-system, BlinkMacSystemFont, &quot;Segoe UI&quot;, Roboto, Helvetica, Arial, sans-serif; font-size: 14px;">Son günlerde Gebze Milli Eğitim Müdürlüğüne bağlı okullardan öğrencilerin götürüldüğü Çember’in Anası isimli tiyatro gösterisi ile ilgili yoğun şikayetler geliyor. Daha 18’ine bile girememiş Gencecik dimağların okul öğretmenlerinin yönlendirmesiyle gittikleri bu tiyatroda küfür hakaret cinsellik ve hatta eşcinsellik bile var. Babil’de yaşanan her türlü sapıklığın açık aşikar sergilendiği bu sözde tiyatro özellikle çocuklar üzerinde ne gibi bir eğitici fonksiyonu var ki, Gebze Milli Eğitim Müdürlüğü’nün hemen yanıbaşında, Kocaeli Büyükşehir belediyesine bağlı Osman Hamdibey sahnesinde küçük çocuklara izletiliyor. Tanıtım afişinde bile açık bir şekilde ‘Çember’in Anası, yenilmişlere ve susturulmuşlara adanmış tuhaf bir hikaye. Babil’de kendini kraliçe ilan eden ve Çember adını verdiği yeraltı gettosunda neşeyle hüküm süren Semiramis, Babil Kulesi’nin yıkıldığı gece Çember’de saklanarak halkını ve ailesini koruyabileceğini düşünmektedir. Fakat Semiramis için esas tehlike yıkılan Babil Kulesi değil, yüzleşilmemiş günahlardır.’ yazan bu tiyatro Kocaeli Büyükşehir belediyesi ve Gebze Milli Eğitim Müdürlüğü’nün aracılığıyla çocuk zihinlerini bulandırmaya devam ediyor. Tiyatro bileti üzerinde bile yaş sınırlaması yazan bu belden aşağı küfürleri dinleyen, sapıkça erkek erkeğe öpüşmeleri izleyen çocukların yaşlarını kim kontrol ediyor da içeri girmelerine izin veriyor? Veliler Gebze Milli Eğitim Müdürü Şener Doğan’ı bu konuda göreve çağırıyor. </span><a class="x1i10hfl xjbqb8w x1ejq31n xd10rxx x1sy0etr x17r0tee x972fbf xcfux6l x1qhh985 xm0m39n x9f619 x1ypdohk xt0psk2 xe8uvvx xdj266r x11i5rnm xat24cr x1mh8g0r xexx8yu x4uap5 x18d9i69 xkhd6sd x16tdsg8 x1hl2dhg xggy1nq x1a2a7pz  _aa9_ _a6hd" href="https://www.instagram.com/explore/tags/gebzeilkhaber/" role="link" style="color: rgb(var(ig-link)); cursor: pointer; text-decoration-line: none; outline: none; list-style: none; margin: 0px; border-style: none; -webkit-tap-highlight-color: transparent; padding: 0px; border-width: 0px; box-sizing: border-box; touch-action: manipulation; display: inline; overflow-wrap: break-word; font-family: -apple-system, BlinkMacSystemFont, &quot;Segoe UI&quot;, Roboto, Helvetica, Arial, sans-serif; font-size: 14px;" tabindex="0">#gebzeilkhaber</a><span style="color: rgb(0, 0, 0); font-family: -apple-system, BlinkMacSystemFont, &quot;Segoe UI&quot;, Roboto, Helvetica, Arial, sans-serif; font-size: 14px;"> </span><a class="x1i10hfl xjbqb8w x1ejq31n xd10rxx x1sy0etr x17r0tee x972fbf xcfux6l x1qhh985 xm0m39n x9f619 x1ypdohk xt0psk2 xe8uvvx xdj266r x11i5rnm xat24cr x1mh8g0r xexx8yu x4uap5 x18d9i69 xkhd6sd x16tdsg8 x1hl2dhg xggy1nq x1a2a7pz  _aa9_ _a6hd" href="https://www.instagram.com/explore/tags/gebzemillie%C4%9Fitim/" role="link" style="color: rgb(var(ig-link)); cursor: pointer; text-decoration-line: none; outline: none; list-style: none; margin: 0px; border-style: none; -webkit-tap-highlight-color: transparent; padding: 0px; border-width: 0px; box-sizing: border-box; touch-action: manipulation; display: inline; overflow-wrap: break-word; font-family: -apple-system, BlinkMacSystemFont, &quot;Segoe UI&quot;, Roboto, Helvetica, Arial, sans-serif; font-size: 14px;" tabindex="0">#gebzemillieğitim</a><span style="color: rgb(0, 0, 0); font-family: -apple-system, BlinkMacSystemFont, &quot;Segoe UI&quot;, Roboto, Helvetica, Arial, sans-serif; font-size: 14px;"> </span><a class="x1i10hfl xjbqb8w x1ejq31n xd10rxx x1sy0etr x17r0tee x972fbf xcfux6l x1qhh985 xm0m39n x9f619 x1ypdohk xt0psk2 xe8uvvx xdj266r x11i5rnm xat24cr x1mh8g0r xexx8yu x4uap5 x18d9i69 xkhd6sd x16tdsg8 x1hl2dhg xggy1nq x1a2a7pz notranslate _a6hd" href="https://www.instagram.com/gebzemeb/" role="link" style="color: rgb(var(ig-link)); cursor: pointer; text-decoration-line: none; outline: none; list-style: none; margin: 0px; border-style: none; -webkit-tap-highlight-color: transparent; padding: 0px; border-width: 0px; box-sizing: border-box; touch-action: manipulation; display: inline; font-family: -apple-system, BlinkMacSystemFont, &quot;Segoe UI&quot;, Roboto, Helvetica, Arial, sans-serif; font-size: 14px;" tabindex="0">@gebzemeb</a> #çemberinanası</p>
]]></description>
<link>https://gebzeilkhaber.com/yazarlar//gebze-milli-egitim-mudurlugu-nun-bu-tiyatrodan-haberi-var-mi/17/</link>
<pubDate>Thu, 22 Feb 2024 23:20:00 +0300</pubDate>
</item><item>
<title>Demir-Çelik sektörünün Türkiye için önemi</title>
<description><![CDATA[<p>Demir - Çelik sektörü, çok eski zamanlardan beri çeşitli sanayilerin gelişmesinde ve toplumların kalkınmasında büyük öneme sahip olagelmiştir. Özellikle gelişmekte olan ülkeler göz önüne alındığında Demir - Çelik sektörü, diğer sektörlere öncülük yapmış ve yapmaya devam etmektedir. Türkiye ve Dünya için önemli bir sektör olan Demir - Çelik sektörü, küresel ekonomide de, ülke ekonomisinde ve sanayileşmede lokomotifi olmaya devam ediyor.</p>

<p>Türkiye, demir-çelik sektöründe önemli bir konuma sahiptir. 2019 yılı itibariyle Türk Çelik Sektörü, dünyada 8. sırada yer almaktadır. Aynı zamanda Avrupa’daki çelik üreticileri arasında ise Almanya’dan sonra 2. sırada bulunmaktadır. Bu başarı, Türkiye’nin demir-çelik üretimindeki gücünü ve katkısını göstermektedir.</p>

<p>Günümüzde demir-çelik sektörü olmadan bir ülkenin gelişmesi mümkün değil. Çünkü demir-çelik sektörü, savunma sanayi, ağır makine, ulaşım, inşaat, beyaz eşya, otomotiv ve gemi imalatı gibi stratejik öneme sahip sektörler başta olmak üzere neredeyse tüm sektörlere hammadde sağlayan kritik bir alandır. Türkiye’de çelik üretimi önemli bir rol oynamaktadır. Örneğin, 2023 yılında Türkiye’nin ham çelik üretimi Eylül ayında geçen yılın aynı dönemine göre %8,4 artışla 2,9 milyon ton olarak gerçekleşti. Ancak, Ocak-Eylül döneminde üretim %10,1 oranında azalışla 24,5 milyon ton seviyesinde kaldı.</p>

<p>Demir-çelik sektörü hem ulusal hem de küresel çapta endüstriyel alanlara hammadde sağlayan üretim sahası olarak öne çıkıyor. Demir ve çelik tesislerinde işlenen ürünler, ana sanayi dallarında ihtiyaç duyulan temel malzeme vazifesini görüyor. Çelik ve demir üretimi, yeni nesil teknolojilerle desteklenen tesislerde gerçekleşiyor. Teknoloji unsurlarının yanı sıra istihdam, hidrokarbon salımı, atık yönetimi ve lojistiğe kadar birçok husus da demir-çelik üretim sürecine dahil oluyor. Ayrıca demir-çelik işletmeleri tarafından gerçekleştirilen üretim, ithalat ve ihracat faaliyetleri de ülkemizde ticaretin ve ekonominin canlanmasında temel rol oynuyor.</p>

<p>Sektör, çelik ürünlerin kullanım alanının yaygınlaşması, her geçen gün tüketiminin artması, imalat sanayine ara mal üretilmesi ve ihracat potansiyeli gibi niteliklerinden dolayı ülke ekonomisi açısından büyük önem taşımaktadır. Demir-Çelik sektörü yeteri kadar gelişmemiş bir ülkenin başta savunma sanayi olmak üzere tüm ekonomisinin yabancı ülkelerden bağımsız olması düşünülemez.</p>
]]></description>
<link>https://gebzeilkhaber.com/yazarlar//demir-celik-sektorunun-turkiye-icin-onemi/16/</link>
<pubDate>Sun, 18 Feb 2024 21:04:00 +0300</pubDate>
</item><item>
<title>Takı Kuyumcusu İsmet Amca'nın ardından </title>
<description><![CDATA[<p>Gebze'nin en eski kuyumcu esnafından Takı Kuyumculuk'un sahibi İsmet Amca'yı geçtiğimiz günlerde kaybettik. Gebze'nin yaşayan en hayırsever, dürüst ve beyefendi bir insanı kaybetmesi onu her tanıyan gibi beni de çok üzdü. Çünkü iyilerin sayısı her geçen gün azalırken, İsmet Amca gibi Gebze Eşrafından birini kaybetmek tüm ilçede olduğu gibi bende de çok büyük bir üzüntüye sebep oldu. </p>

<p>Kendisini tanıyalı çok oldu ama sadece 2 kez yüzyüze tanışma ve konuşma fırsatı buldum. İlk dikkatimi çeken Takı Kuyumculuk gibi önemli bir kurumun sahibi olmasına rağmen gayet mütevazi bir tavra sahip olmasıydı. Yaşlandığı için işten elini ayağını çekip, dükkan üstündeki mütevazi bir ofiste yaşının ve hastalıklarının elverdiği kadar misafirlerini ağırlayan bu şirin ve yaşlı amca ile ilgili çevre esnafından da hep takdir dolu övgüler aldım. İsmet Amca ile kısa bir muhabbetimden aklılmda kalanlar ise her işi hayra yoran, iyiyi tavsiye edip, kötülüklerden men eden, dünyadan ziyade ahiret eksenli bir hayat yaşayan, en önemlisi de kendi çapında, karınca kararınca İslam'a hizmeti şiar edinmesi ve bunu herkese tavsiye etmesiydi. Bana tavsiyesi de: "Evladım taa Azerbaycan'dan gelmişin, burada bir yuva kurmuşun. Allah hayırlı mübarek eylesin. Sen gurbeti seçmişin ama dert etme, hepimiz zaten bir gurbet yaşıyoruz içimizde. Herkes gibi biz de dünya hayatımızdaki vazifemiz bitince asıl anayurdumuz olan ahiret alemine göç edeceğiz. Önemli olan bu dünya hayatında kimsenin kalbini kırmadan yaşamaktır. Madem gazetecisin, sen de haksız yere kimsenin kalbini kırmamaya çalış. İyilik kolay, kötülük zordur. İyilkten ve iyiliği tavsiye etmekten hiç geri durma" şeklinde oldu. </p>

<p>Daha sonraları sıhhati elvermediği için kendisiyle görüşemedim. Açıkcası bunun için bir girişimim de olmadı. Çünkü dükkanın üstündeki ofise de artık gelemediğini söylediler. Ve geçtiğimiz günlerde gurbet hayatı biterek  aramızdan ayrıldı ve ebedi istirahatgahına uğurladık. İsmet Amca'nın kıymetini bilemedik veya kendisinin manevi ikliminden az istifade ettik. Evet kendisi aramızdan ayrıldı ama, geride kalanlara iyi insan, hayırsever bir işadamı, dürüst bir müslüman olma gibi birçok meziyeti bıraktı. Allah İsmet Amca ve onun gibi dosdoğru yaşayıp ahirete göçmüş tüm büyüklerimize rahmet eylesin. Bize düşen İsmet Amca gibi insanların yaşantısını bizden sonraki nesle taşımakır. İnşallah bizim nesil buna muvaffak olur ve bu miras yerde kalmaz. Gebze'de İsmet Amca gibi insanlar illa ki vardır ve bundan sonra da olacaktır. Allah sayılarını artırsın....</p>

<p>Bu vesileyle İsmat Amca'ya Cenab-ı Allah'tan (C.C) rahmet ailesi ve sevenlerine başsağlığı diliyorum. </p>
]]></description>
<link>https://gebzeilkhaber.com/yazarlar//taki-kuyumcusu-ismet-amca-nin-ardindan/15/</link>
<pubDate>Mon, 22 Jan 2024 00:43:00 +0300</pubDate>
</item><item>
<title>Müslümanlar para ile imtihanı kaybetmiş</title>
<description><![CDATA[<p><span style="color: rgb(39, 37, 37); font-family: Roboto, Arial, sans-serif; font-size: 16.67px;">Peygamber Efendimiz’in (S.A.S) döneminden hemen sonra Müslümanların İslam’ı temsildeki kabiliyetleri gün geçtikçe azalıyor. Bunu İslam tarihine baktığımızda ayan beyan görebilirsiniz. İslam tarihinin hemen her döneminde sahte peygamberler, şıhlar, veli zatlar ve daha birçok kalabalık unvana sahip keyfiyetsiz adamlar İslam’ı temsil makamına bağdaş kurup, din üzerinden servet ve şan kazanmışlardır. Ve bunlardan bazıları babadan oğla geçer gibi silsile şeklinde devam etmiştir. Halen cemaat ve benzeri yapılar şeklinde devam edenler var.</span><br style="outline: 0px; font-family: Roboto, Arial, sans-serif; font-size: 16.67px; line-height: 26px; color: rgb(39, 37, 37);" />
<span style="color: rgb(39, 37, 37); font-family: Roboto, Arial, sans-serif; font-size: 16.67px;">Bunun en büyük sebebi topluma İslam bilincinin yeteri kadar verilmemesinden kaynaklanıyor. Bir diğer sebebi de Emevi iktidarı ile birlikte Kerbela’da kendi peygamberinin çoluk çocuğuna soykırım uygulayacak kadar gözü dönmüş siyasi iktidarlardır. Şah İsmail Tebriz’de ehli sünnet alimlerini dar ağacında sallandırırken, Osmanlı’da da Alevi, Bektaşi ve Şia itikadında olanlar hemen hemen aynı akıbete uğradı. Bu gün farklı mı sanki? Bu gün de İslam dünyasında, İslam adına Müslüman müslümanın başını “Allahüekber” diye tekbir getirerek kesiyor.</span><br style="outline: 0px; font-family: Roboto, Arial, sans-serif; font-size: 16.67px; line-height: 26px; color: rgb(39, 37, 37);" />
<span style="color: rgb(39, 37, 37); font-family: Roboto, Arial, sans-serif; font-size: 16.67px;">İslam’a göre büyüklük sadece Takva’dayken ve sadece ilim değil aynı zamanda takva sahiplerinin gerçek kurtuluşa ereceği açıkça bildirilmişken, gerçekte bir sürü şarlatan İslam alimi sıfatıyla yüz binleri peşinden sürükledi. Hindistan’daki Müslümanları isyandan sakındırmak için İngilizlerin güdümünde kurulan cemaatlerin peşinden milyonlarca insan gitti. Amaç Din-i Mübin-i İslam mıydı? Elbette ki hayır. Tek amaçları Büyük Britanya Krallığı’nın sömürgesinin devamını sağlamaktı.</span><br style="outline: 0px; font-family: Roboto, Arial, sans-serif; font-size: 16.67px; line-height: 26px; color: rgb(39, 37, 37);" />
<span style="color: rgb(39, 37, 37); font-family: Roboto, Arial, sans-serif; font-size: 16.67px;">İslam’da olmayan ve Hristiyan cemaatlerinden devşirilmiş daha birçok kurum gibi cemaatler de İslam’a bugün çok büyük zararlar veriyor. Müslümanların dini bilgilerini artırmak yerine sadece sömürü üzerine kurulmuş bu sistem İslam’a halen zarar vermeye devam ediyor. Fakirlerin hakkı olan fitre, zekat, kurban ve bağışları toplamak ve onları ihtiyaç sahiplerine dağıtması gereken cemaatler, bu kontrolsüz ve sınırsız kaynağın üzerine adeta çökmüş durumda. Halbuki İslam’da yeri bile olmayan cemaatlerin verilen sadaka ve zekatı kayıt altına alıp yine belgeli bir şekilde dağıtması gerekirken, giren paranın kaydı olmadığı için çıkışını da takip mümkün olmuyor. Aslında en büyük sorun bu. Çünkü Müslümanlar para ile imtihanını kaybetmiş durumda. Artık cemaat, tarikat ve diğer tüm dini müesseselerin Diyanet’e bağlanıp, para giriş ve çıkışlarının devlet tarafından takip edilmesi gerekiyor. Yoksa üç kuruş para için bu kavganın sonu gelmez.</span></p>
]]></description>
<link>https://gebzeilkhaber.com/yazarlar//muslumanlar-para-ile-imtihani-kaybetmis/14/</link>
<pubDate>Sat, 16 Dec 2023 20:15:00 +0300</pubDate>
</item></channel>
</rss>